Futbolun en büyük heyecanı, FIFA Dünya Kupası Rusya – Suudi Arabistan maçıyla başladı. Peki, bir aylık bu festivalin sonunda kupayı kaldıran ülke hangisi olacak. sportstv ekibinden Cumhur Yakar kupanın favorilerini kaleme aldı.

Fubolseverler için Dünya Kupası’nın ne anlama geldiğini yalnızca 29 Şubat’ta doğanlar bilir. Dört yılda bir kendini gösteren bu muhteşem doğa olayı nihayet başladı.

Avrupa’nın 4-5 büyük takımıyla beraber Güney Amerika’dan Brezilya ve Arjantin hemen hemen bütün Dünya Kupaları’nda olduğu gibi yine en büyük favoriler. Favoriler ama ne kadar? Başlıyoruz…

İspanya: Daha kupa başlamadan kupanın en büyük sürprizine imza attılar. 2014’te çok silik kalmışlardı. Bu kez henüz sahaya ayak basmadan, turnuvanın başlamasına 1 gün kala teknik direktör Julen Lopetegui’yi göndererek kupaya damga vurmayı başardılar. Lopetegui’nin gidişi ve yerine Fernando Hierro’nun gelişi takımı nasıl etkileyecek? İspanya adına şimdilik en büyük soru işareti bu. Fransa gibi saha içi liderinden eksik bir kadroya sahip olsalardı bu büyük bir sorun oluşturabilirdi ama Sergio Ramos, Gerard Pique, Andres Iniesta gibi çok büyük karakterlerin saha içinde yer alacak olması bu olumsuz süreci en hafif şekilde atlatmalarını sağlayacaktır. Şayet fırsat bulabilirse Real Sociedad’ın genç yıldızı Alvaro Ordiozola performans anlamında İspanya kadrosu içindeki en büyük sürprize imza atabilir.

Fransa: Dünya Kupası’na geliş serüveni boyunca kadrosu en sağlam takım olarak göründüler. Şu an dünya üzerinde oyuncu havuzu Fransa kadar geniş başka hiçbir takım yok. Hemen hemen her bölgenin üst düzey oyunculardan oluşan 3-4 kişilik alternatifi mevcut. Öyle ki Coman, Benzema, Lacazette, Payet, Ribery gibi 5 saniyelik düşünme sonucu aklımıza gelen pek çok yıldızını ve daha fazlasını Rusya’ya getirmemiş ya da getirememiş olmalarına rağmen kadroları hiçbir şekilde eksik görünmüyor. Tek eksikleri, Zidane sonrası oluşan saha içi liderliğini üstlenecek bir oyuncuya sahip olmamaları. Böyle düşünüldüğünde, koçluk yetenekleri de çokça tartışılan Didier Deschamps için pek çok Fransız “Keşke kenarda teknik direktör olarak değil de sahada oyuncu olarak bulunsaydı” sözünü söylemeden edemiyor.

Brezilya: Şüphesiz turnuvadaki en iyi kaleci rotasyonuna sahipler (Neuer’in sergileyeceği performansla Almanya onları yakalayabilir), en iyi sol bek (Marcelo) onlarda, sakatlanmasaydı en iyi sağ bek (Dani Alves) de onlardaydı. Defans hattı turnuvanın en iyilerinden biri, orta sahaları ve ileri uçları da öyle. Bireysel performanslara baktığımızda Brezilya’ya denk 3-4 takım sayabiliriz ama takım olarak Brezilya’nın diğerlerinin önünde yer almasını sağlayan faktör, yakalamış oldukları ahenk. Uyum ve üretkenlik konusunda turnuva öncesi diğer favorilerle arasında bariz bir fark vardı. Grup maçlarında Alisson gol yemez ve Neymar & Gabriel Jesus ikilisi toplamda 8 civarı gol atarsa kimse şaşırmasın.

Arjantin: Messi kariyeri bitmeden bir Dünya Kupası kazanabilecek mi? Bu soru Arjantin’in kupayı kazanıp kazanamayacağından daha çok merak ediliyor. Messi diye başka bir takım katılıyor olsa şu turnuvaya zannediyorum Arjantin bu kadar konuşulmaz. Konuşulur da eski günlerin hatırına.

Kale onlar için her zaman büyük problem oldu. Diğer takımlara baktığımızda da hala büyük bir problem olarak orada varlığını koruyor. Bununla beraber hücumcuları bir kenara koyarsak topu tutacak, geçit vermeyecek defans ve orta saha karışımında Otamendi ile Fazio ikilisi dışında rakipleriyle mukayese edilemeyecek derecede kalitesizler. Messi, Agüero, Higuan, Di Maria, Dybala beşlisi ileride Voltron’ı oluşturmuş gibi görünseler de; Messi’nin topu oyuna sokmak için geriye ne kadar geleceği aynı zamanda Arjantin’in kupaya ne kadar uzak ya da ne kadar yakın olacağını da gösterecek. Messi’nin performansı, orta saha, defans ve kalenin eksiklerini hangi oranda örtebilecek. Arjantin’in başarısının sırrı bu oranda gizli.

Almanya: Neuer’in sakatlıktan nasıl döneceği, Türk kökenli oyuncular Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’la yaşanılan kriz, Premier Lig’de Manchester City formasıyla inanılmaz bir sezonu geride bırakmış olan Leroy Sane’nin kadroya alınmaması… Almanya hiçbir turnuva öncesinde bu kadar bilinmezliğe, bu kadar kargaşaya ve bu kadar soru işaretine sahip olmamıştı. Yine de tüm bu negatif durumları Joachim Löw gayet iyi yönetmiş görünüyor. Mesut Özil’in kulüp takımlarında göstermiş olduğu performans yıldan yıla düşüş göstermiş olsa da milli takım içinde her zaman en önemli parça. Fakat bu son birkaç ay içinde Türk kökenli oyuncularla yaşanılan kriz şayet Mesut’un oyununa yansırsa Almanya net favori olmaktan çıkar. Forvet hattı zaten en problemli mevkileri iken bir de orada Mesut’un üretkenliğinden uzak kalırlarsa şampiyonluk panzerler için büyük oranda hayal olur.

Belçika: Yakaladıkları jenerasyonla uzun yıllardır her turnuvanın sürprizi olarak gösterildiler. Ama iş sürpriz olmaktan çıkalı bir hayli oldu. İsimleri tek tek ele aldığımızda gerçekten inanılmaz bir kadro var. Kalede Courtois, geride Kompany, Vertonghen, Vermaelen gibi isimler; ortada De Bruyne, Carrasco; ileride Lukaku, Mertens, Hazard… Belçika’yı hala sürpriz olarak nitelendirenler, ülkenin ismine karşı var olan önyargıyı kıramayanlardan oluşuyor. Bir bakıma da haklılar aslında. Futbol sadece teknik ve taktikten ibaret değil. Özellikle Dünya Kupası, işin sosyolojik ve kültürel tarafının da çok ağır bastığı bir turnuva. Bu açıdan bakıldığında 2018 Rusya, Belçika’nın bu kırılmayı yaşayıp yaşayamaması adına tarihindeki en kritik turnuva olarak görünüyor. Şampiyon olmak elbette çok zor ama artık en azından 94’teki Bulgaristan, 98’deki Hırvatistan performansına benzer bir etki ortaya koyarak 2014’teki çeyrek final başarısının üzerine çıkmaları şart.

Yukarıda bahsettiğim altı favori takımla beraber İngiltere, Uruguay, Portekiz, belki biraz da Hırvatistan’ı kalanlardan ayırabiliriz. Favorilerin ardında sıralanan bu dörtlüden de İngiltere ve Uruguay’ın potansiyelini göz ardı etmemek gerek. Özellikle İngiltere, başta kendi taraftarları olmak üzere tarihinde belki de ilk defa böylesi yok sayılıyor. Buna bir cevap vermek isteyecekleri kesin. Diğer taraftan kadroları her ne kadar diğerlerine oranla vasat kalsa da kariyeri boyunca yardımcı oyuncu rolünden sürekli nefret etmiş ve hep başrolü düşlemiş, bununla birlikte 2018’i inanılmaz oynamış Cristiano Ronaldo’nun Portekiz’le birlikte neler yapacağı da en çok merak edilen konu. Ve elbette Salah…

Şölen başladı. Artık koltuğa kurulup keyfi yaşama zamanı.

Feedback